Kendi açımdan “Y Kuşağı’ndan” bir birey olarak bakacak olursam. İlk olarak 2000’li yıllarda mirc, Icq, msn Messenger gibi programlarla başlayan o zamanki iletişim odaklı, ilk sosyal medya benzeri “programlar” ortaya çıktı. Bunlara ek olarak arkadaşlık sitesi adı altında yonja, siberalem, İstanbul.net ve muadilleri ikili ilişkiler üzerine kurulu sitelerle devam etti.

2007-2008 yıllarında ise Facebook işin seyrini değiştirerek, eski arkadaşlarımızı akrabalarımızı ekleyebildiğimiz, yaptıklarımızı görsel olarak, kendi web sitemiz benzeri bir altyapı ile paylaşmamızı sağladı. Bu aşamadan sonrası ise insanlar birbirine ulaşmaktan çok, ne yaptıklarını nasıl yaşadıklarını yüz yüze değil de, buradan birbirlerinin yaşamlarını takip etmeye başladılar. 2012 ve sonrası mobil telefonların hızlanması yaygınlaşması üzerine iletişimimiz daha da hızlanmaya ve sosyal medya bağımlılığımız artmaya başladı. Artık Bayramlar, doğum günü vb. gibi durumlarda akraba eş, dostu aramak yerine Sms, ya da sosyal medyadan bir satır yazı ile geçiştiriyoruz. Bunlar toplum üzerindeki etkilerinden yalnızca bir kaçı.

Bu kullanım alışkanlıklarını takip eden reklam verenler ise Sosyal medya platformlarında sayfaları açarak sayfa takip edilmesi ve beğenilmesi üzerinden giderek burasının artık bir iletişim platformu olduğunu onamış oldular. Ve Basılı ve televizyon medyası, çevrimiçi medyaya doğru yatırım ve yapmayı artırarak devam etti.

Toplum olarak artık bir şey soracaksak “Google”a soruyor, bir şey almadan önce sözlüklerde ve rehber sitelerinden ürünün kullanıcı yorumlarını okuyor, yüz yüze alışveriş yapmaktansa Online olarak alıyoruz (Burada fiyat avantajını da göz önünde bulundurmak gerekiyor).
Toplumsal olaylarda ise ülkemizde Sosyal medyanın etkisi çok daha fazla. 2013 gezi olaylarında insanların Twitter üzerinden organize olması ile etkisini fazlası ile geleneksel medya tarafından da takip edildi. Bunun sonrasında bir çok olay sosyal medyaya taşınarak, aynı olayın toplumun farklı kesimlerinin bakış açılarından nasıl değerlendirildiğini gördük.

Olumlu olumsuz etkileri ile değerlendirecek olursak; Şahsi kanaatim toplumun çoğu kesiminin internette ki olayları doğruluğunu teyit etmeden paylaşmaları ve bilgi kirliliğine sebep oluyor.
Bunun yanı sıra “Fenomen” adı altında Youtube, İnstagram, Facebook, Twitter da yaptıkları absürt davranışlar, sadece takipçi, ve izleme üzerine kurulu toplumsal normları önemsemeyen davranışlarla yapılan hareketlerin yeni nesil(Z ve Alfa kuşağı) üzerinde olumsuz örnek teşkil etmesi vs.

Bütün bunların yanında, birazda olumlu etkilerini ele alacak olursak, bu hız ve ulaşılabilirlik ile sosyal medya üzerine çalışan yeni iş tanımları oluşmuş, birçok kişiye istihdam sağlamıştır. İletişim maliyetlerini düşürmüş ve hızlandırmıştır. Örneğin geleneksel basılı reklam ile 1000 broşür bastırarak en fazla birkaç bin kişiye ulaşılabilir iken, aynı bütçe ile on binlere ulaşılabilir ve doğrudan reklam vermek istediğimiz kesimi seçebiliriz.

Sonuç olarak Toplumumuz üzerinde olumlu etkileri olmakla beraber ikili ilişkileri zayıflamış, marka bağımlısı, paylaşım, beğeni, takipçi üzerine kurulmuş hayatlara doğru yol alıyoruz.

Bu yazıyı beğendiniz mi?
  • Tebrik
  • Beğeni
  • Mutlu
  • Üzgün
  • Sıkıcı
  • Kızgın

Bunlar da İlginizi Çekebilir